Şahkerim Kudayberdiulı

Şahkerim bilgisi, Kazak milletinin ünlü şairi Şahkerim Kudayberdiulı’nın hayaı ve şahsiyetiyle ilgili araştırma eserleri ile kaynakları kapsayan bir bilim dalıdır.
Ş.Kudayberdiulı şahsiyetinin incelenmesinin tarihi teorik esasları 20.yy’ın ilk yarısından başlar.
Şahkerim Kudayberdiulı, Kazak milletinin manevi dünyasına katkıda bulunan halkımızın düşünür şahıslarından biridir.
19.yy’ın 2.yarısında Kazak devletinin toplumsal yaşamında, kültürü ve sanatında, milli edebiyatında yeni gelişmeler ortaya çıktığını söylersek, bu sırada Abay kalıplaştırmış olan yeni yöndeki realist edebiyatın gelişme temposunu özel idi.
Halkımızın ünlü şairlerinden biri olan Şahkerim Kudayberdiulı da bu ortada yetişip eğitildi.
Şahkerim, eski yıl sayımına göre 11 Temmuz 1858 tarihinde bugünkü Doğu Kazakistan Eyaleti Abay ilçesinde doğdu. Babası, Kudayberdi, Abay’ın ağabeyidir. O Kunanbay’ın Künke adlı hanımından doğmuştur.
Fakat bugüne kadar kalıplaşarak yayımlanan kaynaklarda şairin doğduğu tarihi yanlış gösterilmekte olduğunu söyleyen alim (1): “Yazarın daha önemli bir bilgisi Şakerim’in doğduğu tarihle ilgilidir. Şahkerim 1858 yılında doğdu, der M.Magavin. bu bilgi olduğu gibi başka kaynaklarda rastlanmaz. 1931 yılında 73 yaşında vefat ettiği bilgiden gelmiştir. Bu demek ki, uyarı. Eğer 1858 yılı dersek, yanlışı mı, doğru mu, bundan başka kaynaklar var mı? M.Magavin’e göre: “Türk topluluklarında, onun içinde, Kazaklarda bugüne kadar bebeğin anne karnında yattığı dokuz ayı bir yaş olarak saymıştı. Yani doğmuştan değil, yaradılıştandır. İnsanın ilk müşel yaşının 13 yaşa uygun gelmesi ondandır. Gerçeğini söylersek, takvim on iki yaş, yani yıl”. Bu önemli bir sebep olabilir, değil mi? Devam eden yazar: “Şahkerim kendisi, yılım koyun, yıldızım Temmuz, demiş bir şiirinde. 1931’den başlayarak yetmiş yaşı 1859’a denk geliyor. 1858, yılkı yılıdır. “Şahkerim bilgisinin bilgini Muhtar Magavin tarafından söylenen “Tartışmasız hakikat, Şahkerim 1859’da doğdu” fikrini biz de desteliyoruz (1, 28 s.).
Şahkerim 5 yaşında köy mullasından ders alıp iki yıl okur. Yedi yaşına gelince 1866 yılında babası Kudayberdi 37 yaşındayken vefat eder. Bundan sonra Kunanbay’ın eğitimi altında yetişir. Abay’ın terbiyesini alır. Çıktığı ortasının çok geleneksel ve şairlik sanatkarlıüı ağabeyinden alır. Şahkerim yetimlik görmeden yetişerek zeki ve ileri zekalı olarak büyür. Abay çok tesir etmiştir.
Çocukluk ve gençlik çağında özel okul eğitimi görmediğine rağmen, özel zeki ve yetenek sahibi olan Şahkerim arap, fars, rus dillerini öğrendi. Birkaç dil öğrenmesi doğu ve batı edebiyatına yol açtı. Doğu nazımının yıldızlarından bir olan Fuzuli’nin “Leyla ve Mecnun” destanını Kazakçaya aktardı. Abay’ın yanına toplanan gençler hakkında söyleyerek M.Avezov şöyle der: “...Onun gibi şair dört tanedir. Onun ikisi Akılbay, Magaviya, Abay’ın oğulları, ikisi de 1904 yılında Abay’ın ölümünden hemen sonra vefat ettiler. Diğer iki şair Kökbay ve Şahkerim. Bu dördü şairin tam olarak talebeleridir” (2).
Şahkerim Abay’ın en yetenekli talebelerinden biridir. Hem bol miras bırakan talebesidir. Abay talebelerinden herhengisi de üstadının yürüdüğü izleri tekrar etmeden sanat alanında kendi yollarını bulmaya çalıştılar. Abay talebelerinin şiilerini daima takip ediyordu. Kendisi konu vererek yazdırdığı şiirleri az değildir. Şair gençlerin şiirlerini eleştiri yaparak yön göstermiştir.
Şahkerim’in şairlik yolunu ispat eden de işe bunun gibi derin anlamdaki şahsiyetlik mirasının boyundan Abay’ın realistik motifi, bedii, estetik görüşün tesiri daima belirlenmektedir.
Şahkerim kendisi şöyle der: “Babamızın bir annesinden doğan İbrahim Bey, Kazaklar onu Abay der...bu Kazaklardan ayrı bir düşünür kişiydi. Yetiştiğinde o kişiden ders alıp çeşitli kitaplarını okuyup öğütlerini dinleyip, az da olsa bilimin nurunu hissettim” (“Türk, Kırgız-Kazak, hem hanlar Şeceresi”. Orınbor, 1911. 72 s.) (1, 19 s.).
Artık “Abay Şahkerim’i beşikten eğitmiş” fikri yanlıştır. Bu yanlışlik, o zamanın yaşam tarzını, özellikle, ilk hanım, ikinci hanım (tokal) tabirlerini anlamamaktan doğmuştur (1, 19 s.).
Şahkerim yetişince özel okullarda eğitim almasa bile, kendine göre çalışıp Abay’ın rehberliğiyle bilgisini tamalamıştır. O kendi zamanında Kazaklarda, hatta, bütün Türkistan bölgesine ünlü kişiydi. Birkaç dil bildi. Şairin “Küçükken öğrendim ben Türk dilini” adlı şiirinden bilgi sahibinin seviyesini anlamak kolaydır (3).
1904 yılında iki kardeşi Akılbay ve Magaviya’yı kaybeder. Bu yıl üstadı Abay da vefat eder. Bu olaylar Şahkerim’e çok zor olur. Artık çevresindeki yaşam felaketleri hakkında, kader sıkıntıları hakkında kendi içinde bulunan sorulara cevap aramaya çalışır. Felsefi düşüncelerle eserler yazar. Bu eserler dikkatli bir şekilde anlayarak okumayı talep eder.
Şahkerim hayatında rastlanan yaşamının her senesinde yaşanan olaylar yukarıda değindiğimiz A.Omarova’nın eserinde bahsedilir. Onun içinde, arşivden alınan 1897-1905 yılları arasını kapsayan bilgiler aslında Şahkerim’in belediye başkanı (bolıs) olarak seçilmesi hakkında Rus generali Suhotin’in Buyruğunun (Kıgız bozkır gazetesi, 42 No, Ombı şehri, 21 Ekim 1901. Görevini samimi ve iyi yaptığı için Teşekkür Kağdı, Ombı şehri, 24 emmuz 1902. 67 No) mevcut olduğu tespit edildi.
Ş.Kudayberdiulı hayatında 1878-1880 yılları, 1887-1888 yılları arasında ve Ocak 1902 tarihinden Ocak 1905’e kadar iç kez “Bolıs” olarak çalışmıştır. (4,36 s.).
Şair son bolıs olduğu zaman Abay, Akılbay ve Magaviya biri birinden sonra vefat ettiler. Bu şahısları son sefere uğurlamadan yıllık aşına kadar Şahkerim bütün işlerin başındaydı. Güz 1905 yılında Bolıslık yerini Abay’ın oğlu Turgul’a teslim edip Hacılık’a gitti.
1905-1906 yıllarında Mekke’ye gidip geldikten sonra: “Mekke’ye gideceğim diye .ıktım. giderken İstanbul’da 13 gün kaldım, gelirken de 13 gün kaldım ve bol bol tarihi sayfalayıp gerekli kitapları postayla eve gönderdim. Mekke’nin de Medine’nin de tarihleini sayfaladım. Ama yol ilişkisi sıkıntılı olduğundan Mısır’a gitmeye izin alamadım. O zaman Doğu, Batı bilim adamlarıyla görüşüp sohbet ettim. Eski alimlerin kitaplarını okuyup onları yazdırdım. Abay’ın tafsiyesi olmasa, ben o yerlere gitmezdim”, der (51). Buna göre, Şahkerim’in Mekke’ye gidiş seferi üstadı Abay’ın sağ iken söylediği öğüdü gerçekleştirme amacıyla yapılmıştır. Bu şairin kalitesini yeni gelişmeye sağlayan, bilgi kapsamının genişlemesini sağlayan bir sefer oldu.
1909-1910 yıllarında Şahkerim yurttan uzaklaşıp Şakpak adlı bir yerde tek başına bir evde yaşar. Amacı, hayatı boyunca toplayan bilgi hazinesini tek başına oturarak kağda geçirmek ve gelecek nesillere ulaştırmaktı. O kendi “Bazıları kaçtı der beni köyümden” adlı şiirinde tam olarak açıklamıştır (50).
1917 yılındaki Rusya’da Devrimden sonra şair yurt ortasına dönüp aktif işlerle uğraşmaya başlar. Basında birkaç makale yayımladı. Fakat çok uzatmadan gerçeğe ulaşan Şahkerim Şakpak’daki evine döner ve hayatının sonuna kadar orada bulunur. Şair 2 Ekim 1931 tarihinde kurşuna vurulup vefat eder.
Katiller şairi vurduktan sonra onun cesetini uçsuz bucaksız bozkırda eski bir kuyuya bırakıp giderler. Şairi “kontrrevolytsyoner” (devrime karşı olan), “halk düşmanı” diyerek siyasi iftita atılmıştı.
Şahkerim’i aklama, onun bol mirasını yurduna: “bunun gibi iyi adımlardan haberdardır. Şahkerim’e olan sevgiyisi sönmeyen şair Abdilda Tacibayev önsöz yazıp kendi yönetimindeki “Kazak Edebiyatı” gazetesinin bir sayfasına 1959 yılında Şahkerim eserlerini yayımladı. Fakat bizim saksağandan daha dikkatli olan siyasetçilerimiz bu kararı yurda yaymamıştır. Bu karar hakkında T.Kakişulı şöyle yazar: “...uzak ışığını gösterdiğinde kendi vursun, birine vurdursun, olsun ginahlı olan Karasartovlar kavga çıkardılar. Merkezi Parti komitesinin ideoloji bölümünün sekreteri N.Candildin, A.Tacibayev’i sorumlu muhabirlikten kovarak 1988 yılına kadar daha Şahkerim’in sesini kapattılar” (5,62 s.). sadece bu kararı acele bekleyen şairin oğlu Ahat (1900-1985) 1961 yılında babasının cesetini bozkırda eski bir kuyuyu kazarak Cidebay’daki Abay mezarının yanına defnetti.
Yukarıda verilen kaynaklara göre, gençken babadan yetim kalan yetişkin döneminde akraba arasındaki kavgaları çözmeye katılan, zaman zaman birliğini kaybeden, yeni sistemin tartışmasına giren yurdunun geleceğine şüphelenen, ölümsüz bir kurşuna vurulan, otuz yıl civarında ölü ceseti de yerini bulamayan şairin hayat dönemlerinin ilk kısımlarından sonuna kadar düzenli bir inceleme gerekmektedir.
Onun şahsiyetinin çok çeşitliği şair isminin doğru söylenip yazılması da bugünkü Şahkerim bilgisi alanında geniş bir incelemeyi gerekir.
Şahkerim, kendi isteğine göre yaşayan bir kişidir. Zamanın zorluğu, halk kaygısı, sırlı ve nazlı can yalnızlığı, sonraki engeller, ama mutlu bir hayat geçirmiştir. “Bana bu hayatım görünür cennet gibi” demiştir bir şiirinde. Şahkerim’in ve onun zengin mirasının sıkıntılı seferi şair hayatının son gününden başlıyor. Yurduyla yeniden görüştü desek de, bugüne kadar devam ettiğini görürüz. Az incelenen 150.yıldönümü kendi seviyesinde, ulusal, uluslararası derecesinde kutlanmadı.
En önemlisi, şiir-destanlarının metin tanımı eksik değil, hiç kalitesiz olmasıdır.
Şair ismiyle ilgili de Şahkerim bilgisi alanındaki alimlerin farklı görüşleri ve yorumları vardır. Ş.Kudayberdiulı’nın oğlu Ahat Şakarimulı kaynak bilgilerde babasının ismi “Şakarim” denilse, alim K.Muhammedhanulı kaynaklarında “Şahkerim” olarak göstermiştir. Bugünleri şair ismi ülkemizde “Şakarim” olarak tanınmıştır.


Сізге ұнауы мүмкін

Сөз басы!

Сөз басы!

Ассалаумағалейкум әлеумет! Ең әуелі сөз басында айта кетуім керек жәйт-бұл блогтұғыр танымалдылық...

40-тан асқан жас жоқ!

40-тан асқан жас жоқ!

40-тан асқан жас жоқ! Адам ұрпағы атам заманннан бері 40 жастан асқан соң кісі көңілі қырық...

Google Street View

Google Street View

Google Street View — Google Maps және Google Earth қызметтерінің әлем қалаларының...

0 пікір

Пікір қалдыру